Karaciğer Kanseri

Karaciğer Kanseri

Karaciğer Tümörleri

Karaciğerde görülen kitlelere genel anlamda karaciğerin tümörü ismi verilir. Karaciğerde görülen tümörleri 3 alt gruba ayırabiliriz.

1. İyi huylu (benign)
2. Kötü huylu (malign / kanser)
3. Kist yapısında içi sıvı dolu

1.Karaciğerin İyi Huylu (Benign) Tümörler

Bu grupta birçok kitle vardır. Bunlar;

Hemanjiyom
Toplumda çok yaygındır. Nerdeyse her 20 kişiden birinde aslında değişik boyutlarda da olsa hemanjiyom vardır. Hemanjiyomlar kılcal damarların kümeleşmesi sonucu oluşan kitlelerdir. Çapları 1 cm'den 20-30 cm’e kadar değişebilir. Hemanjiyomların tehlikesi kanama riskidir. Kansere dönmezler.

Tedavi: Eğer hemanjiyom karaciğerde herhangi bir bası belirtisi, ağrı gibi şikayete yol açmıyorsa çapı 15 cm’yi bulmadıkça sırf kanama riski nedeniyle ameliyat önerilmez. Hemanjiyom olan kişi her yıl USG ya da MR ile düzenli takip edilmeli, takipte büyümeye devam eden ve çapı 15 cm’i geçen hemanjiyomlara ameliyat önerilmelidir.

Fibronodüler Hiperplazi (FNH)
Genellikle 30-50 yaş arası kadınlarda sık rastlanılan iyi huylu bir tümördür. Hemanjiyom kadar yaygın sıklıkta görülmez. Ortalama her 1000 de 3 kişide saptanır. Genellikle çapı 5cm’in altında olmasına rağmen literatürde 19 cm’ye kadar olan rapor edilmiştir. Kanserden ayırt etmek için mutlaka MR çekilmesi gerekir. Tanı kesin ise herhangi bir tedaviye gerek olmaz. Kansere dönmez veya kanamaya yol açmazlar.

Adenom
Genellikle 20-50 yaş arasında kadınlarda sık saptanır. Östrojen veya doğum kontrol hapı kullanımı ile riskin arttığı bilinmektedir. Toplumda bu tip hormon tedavisi alan her 1milyon kişide 30-40 oranında gözlenirken almayanlarda 1 milyonda 1 kişide görülür. Adenomlarda diğer iyi huylu tümörlerden farklı olarak kanserleşme riski vardır. Adenomlarında histolojik olarak alt tipleri vardır. Beta-katenin aktivasyonu gösteren alt tip tüm adenomların %10-15’ini oluşturur ve genellikle erkeklerde görülür. Bu tipin kanserleşme riski vardır. Ama bu tip tüm adenomların ancak %10-15’idir.

Tedavide: Hormon kullanan hastaların ilaçlarını bırakmasıyla bazı adenomların (özellikle 5 cm den küçük olanların) küçülebildiği gözlenmiştir.

Cinsiyete ve adenomun çapına göre tedavi önerileri değişir;

5 cm’den büyük adenomların özellikle hamilelik ve hormon ya da oral kontraseptif kullanan kadınlarda kanama yapma riski %25-50’dir.

Adenomun kanserleşme riski %5’dir. Bu risk özellikle erkeklerde fazladır.

Kadınlarda 5 cm’den küçük adenomlarda 6'şar aylık MR ile takip edilir. 5 cm’yi geçti ise kanama riski arttığı için ameliyat önerilir.

Erkeklerde görülen adenomlar ise çapına bakmaksızın kanserleşme riskinin daha fazla olması nedeniyle ameliyatla çıkarılmalıdır.

2.Karaciğerin Kötü Huylu Tümörler

Karaciğerde görülen kanserlerin çoğu, başka bir organda gelişip karaciğere sıçrayan ikincil kanserlerdir. Bunun sebebi; karaciğerin vücudumuzun en çok kanlanan organı olması ve mide, bağırsaklar, pankreas ve dalaktan geri dönen kanın önce karaciğerden süzülerek kalbe gitmesidir. Bunun dışında meme, mesane, böbrek, over, rahim, cilt kanseri de karaciğere sık metastaz yapabilen kanser tipleridir. Bu tip kanserlerden ameliyat olan hastalarda yıllar sonra bile karaciğerde kanser gelişebileceği için bu hastaların düzenli takip altında olmaları son derece önemlidir.

Karaciğerin birincil dediğimiz kendi hücrelerinden gelişen kanserleri daha nadirdir. Ve hemen her zaman hepatit B, hepatit C, alkol, karaciğerin yağlanması gibi nedenlerle hasar almış bir karaciğerde gelişirler. "Hepatosellüler kanser" dediğimiz bu tip kanserler birincil kanserlerin çoğunluğunu oluşturan tiptir. Bu kanserler; vücuttaki tüm organ kanserlerinin %5’i dir. 2018 yılında 841000 yeni hasta teşhisi ile kanserler içinde 6.sıklıkta görülen kanserdir.

Birincil kanserlerin başka bir tipi ise yine karaciğerin kendi dokusunda yer alan safra kanallarından kaynaklanmış kanserlerdir ve bunlar "Kolanjiyo kanser" diye adlandırılırlar. Bu tip kanserlerde birincil kanserlerin daha azını oluşturmakla beraber hepatosellüler tipe göre daha ölümcül seyrederler.

Hepatosellüler Kanser (HCC)

Risk faktörleri;

Karaciğerde gelişen kanserler kanser çapı küçükken hiçbir belirti vermeyebilir. Kanserin büyümesiyle; iştahsızlık, kilo kaybı, şişkinlik, bulantı, kusma, gözlerde sararma, idrarda koyulaşma, sağ üst karın bölgesinde dolgunluk ve ağrı yakınmaları oluşturur.

Karaciğerde kanser saptanan hastalarda tedaviyi planlarken şu hususlara göre tedavi yöntemini seçiyoruz. Hastanın yaşı ve genel performans durumu, karaciğer yetmezliği olup olmadığı, siroz olup olmadığı, kanserin karaciğerin neresinde yerleştiği, sayısı ve boyutu, hastanın kanseri metastaz tipinde ise (ikincil kanser) hangi organdan köken aldığı.

Hepatosellüler Kanserde Tedavi Alternatifleri

1. Karaciğer Nakli: Eğer hastanın nakil için bir şansı varsa en etkili tedavidir. Kanserin yenileme riski diğer tedavilere göre daha düşüktür.
2. Karaciğer Rezeksiyonu: Kanserin ameliyatla alınması.
3. Lokorejyonel Tedaviler: (Girişimsel radyologlar tarafından uygulanılır amaç kanseri yakarak küçültmek ya da yok etmektir.)
A.Radyofrekans/Mikrodalga Ablasyon: Özellikle 3cm den küçük tümörlerde etkilidir.
B.Transarteriyel Kemoembolizasyon (TAKE): 3 cm den büyük tümörlerde genellikle tercih edilir.
C.Radyoembolizasyon (TARE): Daha büyük ve yaygın iki taraflı tümörlerde tercih edilir.
4.Kemoterapi Tedavisi

3.Karaciğer Kistleri

Basit Kistler
Karaciğer içi safra kanallarının doğumsal kalıntısından gelişen kistler olup toplumda çok yaygın oranda görülürler. Anormal gelişim göstermiş ve ana safra yolları ile birleşmemiş karaciğer içi safra kanallarından köken alan doğumsal malformasyonlardır. İçleri berrak sıvı ile doludur. Çapları bir cm den 10 cm’e kadar değişebilir. Birden çok sayıda ve karaciğerde yaygın dağınık yerleşim gösterebilirler. Kist bası belirtileri, kanama, enfeksiyon gibi sorunlara yol açmamış ise müdahale gerektirmez sadece yıllık ultrasonografi ile izlenilebilirler. Tedavi sadece semptomatik olgularda gereklidir. Klasik olarak önerilen tedavi yöntemleri perkütan aspirasyon ve sklerozan madde enjeksiyonu, laparoskopik olarak kistin duvarının çıkarılmasıdır.

Kistadenom
Kistadenomlar tek, büyük, çapları 10-20 cm kadar olan lezyonlardır. Oldukça nadirdirler, basit kistlere oranla 20 kat daha az görülürler. Karaciğer kistik lezyonları içinde %5’ten az oranda görülürler. Genellikle 40 yaşından büyük kadınlarda ortaya çıkarlar. Tanı US, BT ve MR ile konulur. US’de tek, büyük, içi sıvı dolu, basit kistin aksine müsinöz yani koyu kıvamlı bir sıvı içerirler. İçlerinde septasyonları veya papiller mural nodül gibi solid yapıları olan, duvarındaki kalsifiye alanların posterior gölgelenmesi olan kitleler olarak izlenirler. Bu kistlerin %15 oranında kanserleşme riski olduğu için cerrahi olarak çıkarılmaları önerilir. Kistin tüm duvarları çıkarılmalıdır aksi halde tekrarlama riski yüksek olur.

Kistadenokarsinom
Artık kistin kansere döndüğünü ifade eder. Karaciğerin o bölgesi kistin etrafından genişçe çıkarılması gerekir. Aksi halde kanser ilerleyip komşu organlarında tutar.

Kisthidatik (Karaciğerin Paraziter Kisti-Köpek Kisti)
Kist hidatik hastalığı, ülkemizde özellikle hayvanlarda ilgili parazitin çok yaygın olması nedeniyle, önemli halk sağlığı sorunlarına neden olan ve ciddi ekonomik kayıplara yol açan bir hastalıktır. Halk arasında köpek kisti olarak bilinen hastalık insanlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır ancak aslında tamamen çok basit önlemler ile korunabilecek bir durumdur. Hastalık dünya üzerinde en çok ülkemizin de bulunduğu Doğu Akdeniz bölgesi ile Kuzey Afrika, Asya ve Güney Amerika da yaygındır. Dünya sağlık örgütü rakamlarına göre dünyada ortalama görülme sıklığı her 100000 kişide 50 oranında olup yaklaşık yılda 1-3 milyon kişinin bu hastalıktan etkilendiği ve yılda yaklaşık 20000 kişinin hastalık nedeniyle hayatını kaybettiği ve hastalığın yol açtığı maliyetin yıllık 3 milyar dolar olduğu bildirilmektedir.

Kist hidatiğe Echinococcus Granulosus adı verilen bir parazit neden olur. Bu parazitin en yaygın taşıyıcısı köpekler olmakla birlikte, kurt, tilki gibi tüm et yiyen hayvanlar paraziti taşıyabilirler. Parazit köpeklerin bağırsaklarında yaşar. Köpek dışkısı ile atılan yumurtalar rüzgâr ve yağmur etkisi ile toprağa yayılırlar. Bu yumurtalar aylarca toprakta canlı kalırlar ve yumurtaların bulaştığı sebze ve meyvelerin ve yeşilliklerin iyi yıkanmadan yenmesiyle de insanlara bulaşırlar. Aynı şekilde hastalıklı köpeğe el ile temastan ya da parazit yumurtasının bulaştığı bir toprağa dokunduktan sonra el yıkanmaması da başka bir bulaşma yoludur. Tıpkı insanlar gibi koyun, keçi, sığır gibi otla beslenen hayvanlar da yumurtaları alarak hastalanırlar. Alınan bu yumurtalar, bağırsaklarda açılarak barsak duvarını geçer, kan ve lenf yoluyla öncelik sırasıyla karaciğer, akciğer ve diğer organlara yerleşerek kist formunda yaşamlarını sürdürürler. Kist en çok karaciğerde ikinci sıklıkta ise akciğerde yerleşir ancak nadiren de dalak, böbrek, kalp, beyin, göz yuvasında bile hastalığa yol açabilir.

Kistin karaciğerde oluşması sırasında başlangıçta hiçbir belirti gözlenmez ancak yıllar içinde kistin büyümesi ile bir dolgunluk hissi ve ağrı, bulantı, kusma gibi şikayetler olur. Kist safra yollarına bası yaparsa ya da açılırsa sarılığa yol açar. Kist patlarsa ölümcül bir alerjik reaksiyon gelişebilir. Bazen de tesadüfen çekilen ultrasonografi veya tomografilerde varlığı fark edilir.

Kist hidatik tedavisi kistin yerleştiği organa, organdaki yerine, çapına aynı zamanda da evresine göre değişmekle birlikte tedavi seçenekleri arasında bulunan ilaç tedavisi, PAIR dediğimiz kistin dışarıdan konulan bir kateter ile boşaltılması ve ameliyat yöntemlerinden en etkili olanı ameliyatla kistin tamamen alınmasıdır.

Karaciğerde ekinokok parazitinin yol açtığı başka bir kist tipi olan alveolar hidatik hastalığında ise tedavi daha farklıdır. Alveolar tipte olan ekinokok paraziti yine köpeklerin dışkısıyla toprağa karıştığı gibi tilki, çakal, kurt gibi hayvanlarda paraziti yayabilirler. Alveolar hidatik hastalığında kist adeta bir tümör gibi karaciğer içinde yayılır ve bazı hastalarda karaciğerin tümünü değiştirmek yani karaciğer nakli gerekebilir.

Hastalıktan korunmak için yapılması gerekenler; son derece basit önlemler ile hastalıktan tamamen korunabilir.