Ameliyat Sonrası Komplikasyonlar

Ameliyat Sonrası Komplikasyonlar

A. Erken Dönemde Gelişebilen Sorunlar

1.Primer Non-Fonksiyon: Nakil edilen karaciğerin çalışmaması durumudur. Canlı vericili karaciğer naklinde primer non-fonksiyon insidansı: %0.13. Bu durum kadavradan yapılan nakillerde biraz daha yüksek oranda karşımıza çıkar. Tek tedavi yöntemi yeni bir nakildir.

2.Small-For-Size Sendromu: Genellikle canlı vericili nakilden sonra görülebilen bu durum alıcının kilosuna oranla nakil edilen karaciğerin hacminin sınırda kalması sonucu gelişir. Bu hastalarda, bozulmuş pıhtılaşma, sarılık ve asid sıvısı birikimi olur. Tedavisi destek tedavi olup genellikle ilaçlarla ya da dalak arterinin radyolojik yöntemle kapatılmasıyla sorun çözülürsede nadiren yeni bir nakile ihtiyaç duyulabilir.

3.Venöz Drenaj Problemi: Karaciğere gelen kanın kalbe doğru boşalmasında sorun vardır. Genellikle teknik olarak hepatik ven anastomozunun darlığı veya anastomozda kıvrılma neticesi olur. Karaciğer şişer ve tam işlev yapmaz. Tedavisi genellikle radyolojik olarak stent konulmasıyla sağlanır.

4.Hepatik Arter Trombozu: Eskiden %15 civarında olan bu sorun artık %1-2 düzeylerine gerilemiştir. Tedavisi genellikle yeni bir nakildir.

5.Portal Ven Trombozu: Karaciğere kanı getiren damarın tıkanması olup %3-5 düzeylerinde gözlenir. Ameliyata tekrar alınıp pıhtının alınmasına ya da ilaçlarla eritilmesine çalışılır. Başarılı olunamazsa yeni bir nakil gerekebilir.

6.Akut ve Kronik Rejeksiyon (Nakil Edilen Organın Vücud Tarafından Reddi): Transplantasyon ameliyatı sonrası ilk haftalar birçok hasta en az bir bazen iki kez akut red atağı geçirirler. Bazı hastalar ise hiç geçirmezler. İlk başta hiçbir fiziksel red bulgusu olmayabilir; fakat, açıklanamayan hafif bir ateş ya da genel bir halsizlik gibi genel iyi olma hissinde küçük bir değişiklik fark edebilirsiniz. Aşağıdaki red bulgularının da bilincinde olmalısınız:

Akut Rejeksiyon

Retten şüphelendiğinde, bu genellikle bir karaciğer biyopsisiyle doğrulanır. Orta ya da ağır bir reddiniz var ise üç ardışık gün boyunca yüksek doz kortizon tedavisi başlanır (pulse steroid). Neyse ki artık güçlü immunsupresif ilaçlarla bu sorunla kolayca baş edilebilmektedir.

Kronik Rejeksiyon

Daha ciddi bir durum olup daha geç dönemlerde ortaya çıkar. Neyse ki görülme oranı %1 civarındadır. Bu durumda tüm immunsupresif ilaçlar en yüksek doza çıkılsa da kesin tedavi yeni bir karaciğer naklidir.

7.Safra Kaçağı ve Safra Yolu Darlığı: Safra yollarına ait problemler karaciğer nakil sonrası %20-30 gibi sık oranlarda gelişebilmektedir. Sorunların çoğu safra yolu darlıkları olup nakilin genellikle ilk 2 yılı içinde görülmektedirler. Tedavisinde öncelikle endoskopik stent ya da radyolojik perkütan stent konulması ile darlık aşılmaya çalışılmakta ve bu işlemler 3-6 seansa kadar tekrarlanabilmektedir. Yeterli tedavi sağlanamayan hastalarda son çare olarak cerrahi yapılmaktadır.

8.Enfeksiyonlar: Nakil sonrası erken dönemde hasta taburcu olmadan gelişen en sık enfeksiyonlar arasında; solunum yolu ve akciğer enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, yara yeri enfeksiyonları, karın içi enfeksiyonlar sayılabilirse de tedavileri antibiyotik tedavisidir. Hastalardan kültürler alınır ve kültür sonuçlarına göre tedavi başlanır.

9.CMV Enfeksiyonu: Genellikle nakil sonrası hasta taburcu olduktan sonra 1 ay ile 6 ay arasında gözlenir. Karaciğer testlerinde yükselme, kan tablosunda bozulma, bazen ateş, ishal ile karşımıza çıkabilir. Bu durumda hastanın birkaç ay süreli antiviral ilaç kullanması gerekir.

B. Geç Dönemde Gelişebilen Sorunlar

Karaciğer nakli sonrası uzun dönemde neler takip edilmelidir?

Obezite

Kardiovasküler Hastalık

Tedavide: Risk faktörlerinin düzeltilmesi, sigara bırakılması, yüksek riskli hastaların taranması, yüksek tansiyon için ilaç başlanması.

Nakil Sonrası Diabet

Sıklıkla gözlenir. %35-45 oranlarında gelişir. Nakil sonrası genelde bazı hastalar insulin ile taburcu edilirler. 6.aya kadar birçok hastada insulin kesilebilmektedir. Diabet gelişiminde risk faktörleri olarak;

Kronik Böbrek Hastalığı

Kullanılan immunsupresif ilaçların yan etkilerine bağlı 5 yılda ortaya çıkma riski %20 civarındadır. Risk faktörleri arasında; nakil öncesi böbrek fonksiyonlarının bozuk olması, immunsupresif ilaçlar, hipertansiyon sayılabilir. Bazı hastalarda siklosporin (neoral) ve takrolimus (prograf) tedavileri anormal böbrek fonksiyonlarına sebep olabilir. Böbrek fonksiyonlarında bir kötüleşme üre ve kreatin düzeyleri ile kolayca ölçülebilir. Bu yan etkiler çoğu zaman dozla ilişkilidir ve genellikle doz azaltıldığında kontrol altına alınır.

Artmış İkincil Kanser Gelişim Riski

Tüm bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar, kanser oluşma riskini hafifçe arttırabilirler, özellikle B-hücre (bir tür beyaz küre) lenfoması. Bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullanan herkes için kanser ortaya çıkma olasılığı mevcuttur ama bu risk küçüktür (%3’ten küçük). Transplantasyon hastalarında deri kanserinin ortaya çıkma olasılığı daha fazladır. Bu yüzden kendinizi güneşten koruyacak önlemler almalısınız.

Kan Tablosunda Bozulmalar

Kullanılan ilaçlara ve altta yatan hastalığa bağlı olarak anemi, lökosit ve trombosit sayısında azalmalar görülebilmektedir.