Sistemik Covid

11 mart 2020 tarihinde Düünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilanı yapılan covid-19 enfeksiyonu ile ilgili salgının ilk başında bildiklerimizden artık çok daha fazla bilgiye sahibiz. Hergün yeni birşeyler öğrenerek salgında 1.5 yıla yakın bir süreyi geride bıraktık ve bu süre zarfında da hastalık hakkında binlerce bilimsel makale yayınlandı. Geçen süre zarfında en az 6 ay izlemi olan hastalık geçirmiş kişilere ait yayınlar net olarak ortaya koydu ki;

1. Sars-Cov-2 virüsü başlangıçta damlacık enfeksiyonu ile bulaşan ama sonra vücudda tüm organları etkileyen sistemik bir hastalığa yol açan bir virüs. Covid-19 enfeksiyonu sistemik bir hastalıktır. Bunun altında yatan neden virüsün vücuda girdiği ACE reseptörlerinin 20 ye yakın organ ve dokuda bulunması, virüsün damarları yoğunca tutması, tüm organların damar içermesidir.

2. Uzamış covid ismi verilen ve hastalığı atlatanların bir kısmında tutulan organlara ait sekellerin aylarca süren şikayetlere yol açması. Hastalık sonrası 3-4 haftadan daha uzun süren birtakım şikayetlerin devam etmesine uzamış kovid demekteyiz. Bu durumun 3 aydan fazla sürmesi ise kronik kovid olarak adlandırılmakta olup hastalığı ağır geçiren ve iyileşenlerde daha çok rastlanılmaktadır.

Virüsün zarar verdiği organlar sadece akciğerler değildir. Karaciğer, kalp, böbrekler, bağırsaklar, beyin, sinir sistemi hatta cildimiz bile hastalıktan değişen oranlarda etkilenebilmektedir.

 Karaciğer ve bağırsaklarda ACE reseptörleri oldukça yoğun olduğu için akciğerden sonra en çok etkilenen organ sindirim sistemidir. Hastaların %20-30’unda karaciğer enzimlerinde 2 ila 5 kat arası yükselme, bulantı,kusma, karın ağrısı gibi bulgular gelişmekte olup karaciğerin etkilenmesinin altında yatan  olası mekanizmalar; virüsün organların içindeki kılcal damarlarda pıhtılaşmaya yol açması, organların kanlanmasının bozulması, bağışıklık sisteminin aşırı tepkileri, yoğun bakımda solunum cihazına bağlanmaya bağlı karın içi basınç değişiklikleri, ilaç yan etkileri,bağırsağın geçirgenliğinin bozulması nedeni ile toksinlerin sistemik dolaşımla karaciğere gelmesi, safra yapımı ve salgılanmasında duraklama, altta yatan karaciğer hastalığının alevlenmesi gibi nedenler sayılabilir. Kovid yüzünden ölen hastalarda yapılan otopsi çalışmalarında karaciğerde elekton mikroskopide virüse ait parçalar, karaciğer dokusunda PCR pozitifliği, iltihap ve yağlanma saptanmıştır.karaciğer tutuluşu olan hastalar hastalığı daha şiddetli geçirmekte ve ölüm oranlarında 3 kat artış olmaktadır. İyileşen hastalarda karaciğer enzimleri altta yatan bir karaciğer hastalığı yoksa genellikle normale dönmekte ancak altta karaciğer hastalığı olanlarda hastalığın ilerlemesine sebep olmaktadır. Bazı hastalarda ise haftalarca bulantı, karın ağrısı gibi şikayetler devam edebilmektedir.

Hastalığı ağır geçirenlerin ortalama yarısında halsizlik, güçsüzlük, çabuk yorulma şikayetleri haftalar bazen aylarca devam etmektedir.

Akciğerlerde kalan sekele bağlı yine hafif-orta geçirmiş hastaların 1/3’ünde akciğerde fibrozis dediğimiz elastikiyet kaybı ve kanın oksijenlenmesindeki bozulmaya bağlı olarak nefes darlığı aylarca sürmektedir. Hastalığı daha şiddetli geçirenlerde bu tablo daha da ağır olmaktadır.

İyileşen hastaların %2.5 oranında taburculuktan 1 ay sonra damar içi pıhtılaşma sorunları geliştiği bildirilmektedir.

Kalp açısından virüs kalp kasında iltihaba yol açmakta ve zamanla kalp kasında yağlanma ve fibrozis gelişmesi kişide kalp yetmezliği, ritm bozuklukları gibi, göğüs ağrısı gibi sorunlara yol açabilmektedir.6 aylık takipte hastaların %9’unda çarpıntı, %5’inde ğöğüs ağrısının devam ettiği bildirilmiştir. Salgında hayatını kaybeden hastalarda yapılan otopsi çalışmalarında da %62.5 oranınındaki hastanın kalp dokusunda elektron mikroskopide virüse rastlanmıştır.

Sinir sistemi açısından hastalık sürecinde görülen %10 ila 30 hastada , depresyon,baş ağrısı, kas ağrısı, tad koku alma kaybı gibi yakınmalar gelişmekte ve bu yakınmaların bir kısmı haftalar yada aylarca devam edebilmektedir.

Böbrekler açısından ise tüm hastaneye yatırılan hastaların %5’inde ve YB’a yatırılan hastaların %30’unda akut böbrek hasarı gelişmekte iyileşen hastaların 6 ay sonunda  %13’ünde böbrek fonksiyonlarının azaldığı saptanmaktadır.

Hastalık deride bile bazı sorunlara yol açabilmekte %15-20 hastada saç dökülmesi gözlenmektedir.