Pankreas İltihabının En Büyük Nedeni Safra Kesesi Taşıdır

Pankreas karın üst boşluğunda mide arkasında yer alan ortalama 15-20 cm uzunluğunda ve 70 gram ağırlığında bir organdır. Temel görevi yiyeceklerle beraber aldığımız karbonhidrat, protein ve yağların sindirimi için enzimleri ve insülin gibi bazı hormonları salgılamaktır. Tıpta pankreas bezinin iltihaplanmasına pankreatit denilir. Akut pankreas iltihaplanmasının toplumda görülme sıklığı ortalama her 100 bin kişide 20-30 oranındadır.

Birçok faktör pankreas iltihabına yol açabilir. Bunların başında safra kesesi taşı ve çamuru gelmektedir. Tüm pankreas iltihaplarının yarısından fazlasında neden safra kesesi taşı ve çamurudur. Ancak her safra kesesinde taş olanda pankreatit gelişmez. Aslında safra kesesinde taş olan her 4 insandan 3’ü hayatı boyunca tardan kaynaklı sorun yaşamaz. Safra kesesinde taş veya çamur görülmesi toplumda sık karşılaşılan bir durumdur. Toplumun ortalama yüzde 10’unda safra kesesi taşı mevcuttur. Bu oran 65 yaş üstünde %35’e kadar çıkar. Daha önce hiçbir şikayet yapmamış olan bir taşın tesadüfen ultrasonografide saptanmasından sonra vücutta ciddi sorunlara yol açması nadir bir durumdur. Saptandıktan sonraki yıllar içinde ancak yüzde 15-20 hastada bir şikayete yol açar. Safra kesesi taşı şikayet yapmaya başlayan kişilerin ise %1 ila 3’ünde pankreas bezinde iltihap gelişir.

Küçük Çok Sayıda Taşı Olanlarda Risk Daha Fazla

Safra kesesinde çok sayıda kanaldan geçebilecek kadar küçük taş olan, ana safra kanalında taş olan ve pankreas kanalı ile safra kanalı geniş açıda birleşen hastalar pankreas iltihabı için daha yüksek risk altındadır.

Amilaz ve Lipaz Tahlili Tanı Koydurur

Pankreasın akut iltihabında "kemer tarzında" olarak nitelendirdiğimiz ve sırta vuran bir karın ağrısı söz konusudur. Ağrıya genellikle şiddetli bulantı ve kusma eşlik eder. Hastanın yapılan kan tahlillerinde çok spesifik olarak amilaz ve lipaz enzimlerinde artma saptanır. Kesin teşhis karın tomografisinde konulur. Tanı konulduktan sonra hastalığın ayaktan tedavisi yoktur ve mutlaka hastanede yatarak tedavi uygulanılır. Klinik tablo, medikal tedaviye kısa surede cevap veren hafif formdan, sistemik bulguların eşlik ettiği, sepsis ve çoklu organ yetmezliğinin geliştiği şiddetli forma kadar değişkenlik gösterir. Hastalığın hafif seyretmesi durumunda ortalama 3-7 gün hastanede tedavi ile iyileşme şansı varken, ağır seyretmesi durumunda bazen haftalarca hastanede ve yoğun bakımda tedavi gerekebilir ve böyle ağır seyreden hastalarda zamanla böbrekler akciğerler başta olmak üzere tüm organlar da etkilenir ve maalesef bu hastaların %10-20’si hayatını kaybeder.