Organ Bağışı Hakkında

Dünya genelinde organ nakli bekleyen hasta sayısı her yıl %15 artmaktadır. Buna mukabil kadavra donör sayısı her yıl yaklaşık %5 atmaktadır. Dolayısı ile arz ile talep arasındaki fark her geçen gün artmaktadır. Artan ihtiyaç, maalesef yetersiz kadavradan organ bağışı nedeni ile canlı sağlıklı vericilerden organ alınması yolu ile kapatılmaya çalışılmaktadır. Tüm dünya şu an organ havuzunu artırmak için farklı arayışlara girmiştir. Genetiği değiştirilmiş hayvandan insana transplantasyon yada 3 boyutlu baskıdan suni organ geliştirilmesi güncel konulardır. Ancak tamamen deneysel düzeyde olup başarılı olsa bile 20-30 yıllık bir süreç alabilir.

İhtiyacın artışını karaciğer için ele alırsak her ne kadar günümüzdeki en çok nakil gerektiren nedenler olan hepatit B’nin aşı ile hepatit C’ninde de yeni çıkan ilaçlar ile kontrol altına alınmaya başlamasına rağmen kötü beslenme neticesi karaciğerin yağlanması ve çevresel toksinlere maruz kalması sonucu nakil ihtiyacı artmaktadır. Toplumda otoimmun hastalıkların artışında başka bir sebeptir. Böbrek nakli ihtiyacının artışının temel nedenlerine bakıldığında da toplumda artan diyabet ve hipertansiyon temel neden gibi görünmektedir.

Ülkemizde bugün itibariyle 28584 hasta organ nakli beklemektedir. Bu rakam sadece sisteme kayıtlı hastaların resmi sayısı olup sisteme kayıt olmamış binlerce daha hasta olduğunu düşünmekteyiz. Ülkemizde organ bağışını artırmaya yönelik sağlık bakanlığımız çok yoğun bir şekilde çalışmaktadır. Bu çalışmaların hastane ayağında beyin ölüm tespiti konunun ilk aşamasıdır. Yoğun bakımda tedavisi devam ederken, beyin ölümü gerçekleşmiş ve yakınları tarafından organ bağışı kabul edilmiş olan vakalar, kadavra organ vericisi olarak değerlendirilir. Artırılan organ nakli koordinatörü ve eğitimli yoğun bakım doktoru sayısı ile beraber 2009 yılında ülke genelinde saptanan beyin ölümü sayısı 952 iken 2018 yılında bu sayı 2164 e yükselmiştir. Ancak ne yazık ki 2009 yılında %33 aile organların bağışlanmasına izin vermişken 2018 yılında aile onayı oranı %27,6 ya gerilemiştir. Aile red nedenleri analiz edildiğinde %50 den fazlasında sosyo kültürel etkenler ve dini inanış yatmaktadır. Aslında diyanet işleri başkanlığımızın da organ bağışına icazet veren bir fetvası da mevcuttur. Buradan şu mesaj çıkmaktadır. Bakanlığımız ne kadar çok çalışırsa çalışsın halkımızın farkındalığının da medya-sosyal medya ve sivil toplum kuruluşları tarafından artırılması gerekmektedir.

Polikliniğimize yanında bazen 8-10 yakını tarafından getirilmiş organ nakli ihtiyacı olan bir hasta başvurduğunda hasta yakınları tarafından sorulan ilk soru kadavradan organ bulunup bulunamayacağı oluyor. Biz de toplumdaki bağış oranının ne kadar az olduğunu ifade edebilmek için hastanın yanındaki yakınları içinde hiç organ bağış kartına sahip olan birisinin ya da vasiyeti olan birisinin olup olmadığını sorduğumuzda herkesin başı öne eğiliyor. İnsanlar ancak olay başlarına gelince farkındalık sahibi oluyorlar maalesef.