Karaciğer Kanseri Tedavisinde Yeni Umut

Karaciğer vücudumuzda karın boşluğunun sağ üst kısmında yerleşen vücudun en çok kanlanan organı olup ortalama ağırlığı vücut ağırlığının %2’si kadardır. Ortalama bir insanda 1.5 kg civarında bir ağırlığa sahiptir. Karaciğer sağ ve sol olmak üzere 2 lob ve toplamda 8 segmentten oluşur.

Karaciğerin bir kısmının gerek cerrahi olarak çıkarılmasından sonra gerek ise karaciğerin virüs, toksik madde gibi nedenler ile hasar görmesinden sonra karaciğer hücrelerinde yenilenme ve çoğalma başlar. Canlı vericiden yaptığımız karaciğer nakilleri buna en güzel örneği teşkil etmektedir. Gerek karaciğeri alanda gerek ise donörde birkaç hafta içinde karaciğer hacmi 2 katına çıkmaktadır. Karaciğerin bir kısmı çıkarıldıktan hemen 30-60 dk. sonra bazı büyüme hormon reseptörleri aktive olurlar. Bu şekilde saatler içinde vücutta meydana gelen bazı kimyasal olaylar ile yenilenme başlar.

İlk 2 hafta içinde de karaciğerde maksimum büyüme gerçekleşir. Karaciğerin rejenerasyon (kendini yenileyebilme ve büyütebilme) kabiliyeti karaciğer cerrahisinde biz cerrahlar için çok önemlidir. Sağlıklı ve genç bir karaciğerin %75’i bile çıkarılsa kalan dörtte 1 oranındaki karaciğer yetmezliğe yol açmadan hızla rejenere olur ve büyür. Ancak 50 yaş üstü hastalarda, yada karaciğer yağlanması olanlarda yada kemoterapi gibi tedaviler ile karaciğeri yorulmuş olanlarda %60’dan fazla karaciğer çıkarılması yetmezlikle sonuçlanabilir. Bu gibi durumlarda güvenli sınırımız karaciğerin minumum %40’ının kalmasıdır.

Karaciğerin başlıca cerrahi yaptığımız kanserleri içinde kolon kanser metastazları, karaciğerin safra hücresi kaynaklı kolanjio kanserleri yada karaciğerin hepatosellüler kanserleri ilk 3 sırayı oluşturmaktadır. Bundan çok değil 5-10 yıl öncesine kadar bu kanserlerin karaciğerin büyük kısmını tuttuğu ilerlemiş olanlarında maalesef hastaların ameliyat şansları yoktu.

Ancak yeni uyguladığımız teknik sayesinde uygun hastalarda ‘’ALPPS prosedürü’’ diye kısaltılmış olan karaciğerin 2 aşamalı cerrahisi ile artık bu hastaların büyük çoğunluğunu tedavi edebilmekteyiz. Bu yöntemde karaciğerin rejenere olabilme özelliği bize bu imkanı tanımaktadır. Karaciğer 2 lobdan oluşmaktadır. Birinci aşamada ameliyatta karaciğeri özel bir cihazla 2 parçaya ayırmakta ve karaciğerin çıkacak olan kanserli lobunun bir damarını bağlamaktayız. Böylece çıkacak olan taraf küçülürken kalacak tarafta günlük ortalama 35 gram bir büyüme olmakta ve 1-2 hafta sonra kalacak kansersiz tarafta yeterli büyüme gelişince de tekrar ameliyata alıp kanserli lobu çıkarmaktayız. Bu şekilde hastanın ameliyat sonrası karaciğer yetmezliğine girme riskini de azaltmış olmaktayız. Bu yöntem ile umutsuz denildiği halde sağlığına kavuşturduğumuz birçok hastamız var. Yöntem bu tip kanser hastalarında bir çare olmakla beraber özellikle 60 yaş üzerindeki hastalarda uygulanması riskli olabileceği için operasyonun ancak karaciğer cerrahisinde uzmanlaşmış ekipler tarafından yapılması ile amacına ulaşılabilir.