Gözde Sararmayı Önemseyin

Sarılık ; safra pigmentinin yani bilirubinin kanda artışına bağlı göz , cilt ve mukozaların sarıya boyanmasını ifade eder. Kan tahlilindeki toplam bilirubin düzeyi normalde 0.3-1.2 mg/dl olup, bu değer 2.5-3.0 mg/dl ye erişirse sarılık ortaya çıkar. Sarılık bir rahatsızlığın belirtisidir, kendisi bir hastalık değildir . Sarılığa yol açan nedenler çok çeşitlidir Bilirubinin karaciğere alımı veya atılımının bozulduğu zararsız genetik geçişli durumlardan, hemoliz yani kan alyuvarlarında parçalanmaya bağlı oluşan hematolojik hastalıklara yada karaciğer hastalıklarına, safra yolları ve pankreas kanserlerine kadar bir çok hastalık sarılığa yol açabilir. Tüm bu nedenler arasında şüphesiz en çok korkulan durumlar karaciğer, pankreas, safra kesesi ve safra yollarında gelişen kanserlerdir. Bu bölgelerde gelişen kanserler karaciğerde üretilen safranın onikiparmak barsağına akış yolunda bir tıkanmaya yol açarlar ve kana aşırı karışan bilirubin maddesi gözlerde ve ciltte sarılığa, idrar da koyulaşmaya, dışkı renginde ise açılmaya yol açar. Gerek karaciğer içindeki gerek karaciğer dışındaki safra yollarında gelişen kanserlere kolanjiokanser denilmektedir. Kolanjiokanserlerin %90’ı karaciğer dışındaki safra kanallarında gelişirken ancak yüzde 10 kadarı karaciğer içinde gelişir. Karaciğer dışında gelişen kolanjiokanserlerin yarısı ise safra kanalının karaciğerden hemen çıktığı noktada yer alır ve ‘klastkin tümörü’ olarak adlandırılır. Kolanjiokanserler sindirim sisteminde görülen kanserlerin yüzde 3’ünü oluştururlar. Görülme sıklığı açısından her 10 bin ila 100 binde 1 kişide görülürler. Pankreas kanserlerinin toplumda görülme oranı ise her 100 bin kişide 5-12 dir. Pankreas kanserleri kanser sıklığı açısından 11.sırada gelmekte iken kansere bağlı ölümlerde ABD de 4.dünyada 7.sıradadır. Amerikan kanser derneği verilerine göre pankreas kanserleri tüm kanserlerin %3’ünü oluştururken kansere bağlı ölümlerin %7’sinden sorumludur. Kolanjio kanserler için risk faktörleri arasında safra kanallarını uzun süre etkileyen kronik iltihaplar sorumlu tutulmaktadır. Bu hastaların çoğu 50 yaş üzeridir. Safra kanallarında kist ve taş oluşumu, parazit bulunması, sigara, hepatit B ve C, genetik faktörler, kimyasal maddelere uzun süre maruz kalmak, şişmanlık, diabet başlıca risk faktörleridir. Pankreas kanserine zemin hazırlayan risk faktörleri arasında ise; sigara ve alkol kullanımı, ileri yaş, diabet, kronik pankreas iltihabı, yüksek ısıda pişmiş yağlı etten zengin ve fast food tarzında beslenme, işlenmiş nitrit içeren etler, genetik ve ailesel yatkınlık sayılabilir. Genetik ve ailesel faktörlerin etkisi %10’dur. Karaciğer,safra yolları ve pankresda gelişen kanserlerin en korkulan tarafı tanı konulduğu anda çoğu hastanın hayati damarlarının kanser tarafından tutulmuş olup bir çok hastanın ameliyat şansını kaybetmiş olması nedeniyledir. Maalesef bu bölge kanserlerinde hastaların ancak %20’sinin ameliyat şansı olabilmektedir. Bu yüzden damar tutulumu henüz oluşmadan erken teşhisi koymak en önemli konudur.